Ofisimde otururken, kocamın o zorba patronuyla anlaşmayı imzalamak için randevu saati gelmişti. Kalbim deli gibi çarpıyordu; kocama sadık bir kadın olarak buraya gelmiştim ama içimde bir kıvılcım yanıyordu, o güçlü adamın baskın bakışları altında eriyordum. 40 yaşındaydım, büyük göğüslerimle seksi bir milf’tim ve bu adamın patronluk gücü beni deli ediyordu. Kapı açıldı, o girdi: 45 yaşında, kaslı vücuduyla, sert bakışları odanın havasını ağırlaştırıyordu. ‘Aysel, otur,’ dedi emredici bir sesle, masasına yaslanarak. Anlaşma kağıtlarını önüne koydum, ellerim titriyordu. O, kağıtlara bakmadan bana yaklaştı, gözleri göğüslerime kaydı. ‘Bu anlaşma için ne kadar istekli olduğunu göster bana,’ diye fısıldadı, sesi kalın ve tehditkar. Beni köşeye doğru itti, sırtım duvara yaslandı. Elleri hızlıca cebinden bir kravat çıkardı, bileklerimi arkama bağlamaya başladı. ‘Patron, lütfen… Bu anlaşma için…’ diye mırıldandım, ama sesim zayıftı, direnmiyordum. Bağlar sıkılaştı, hareket edemiyordum artık. Gücüyle beni ezdi, nefesi boynuma değiyordu. ‘Sus, itaatkar olacaksın. Kocan gibi zayıf değilim ben.’ Sert bakışları altında eriyordum, bileklerim bağlıyken göğüslerimi avuçladı, parmakları etime gömüldü. ‘Bu büyük memeler… Kocan bunları hak etmiyor,’ diye homurdandı, sıkarken acıyla karışık bir zevk dalgası vücudumu sardı. Dudaklarını benimkine yapıştırdı, sertçe öptü, dilini ağzıma soktu, emdi. Dişleri alt dudağımı ısırdı, kan tadı geldi ama durmadı. ‘Patron… Evet, senin için buradayım,’ diye inledim, rolümü oynuyordum artık, itaatkar milf olarak teslim oluyordum. O dominant patron, gücünü her hareketinde hissettiriyordu. Beni masaya doğru sürükledi, bağlı ellerimle dengemi zor sağlıyordum. Kravatı daha da sıktı, sonra gömleğimi yırttı, büyük göğüslerim dışarı fırladı. Emziklerim sertleşmişti, o hemen birini ağzına aldı, emdi, ısırdı. ‘Ahh! Patron, lütfen yavaş…’ diye yalvardım, ama içimde arzu kabarıyordu. Eli eteğimin altına kaydı, külotumu kenara çekti, parmaklarını amıma soktu. Islaklığımı hissetti, güldü. ‘Bak, ne kadar ıslanmışsın. Kocana sadıkmışsın ha? Yalancı orospu.’ Parmakları içimde gidip geliyordu, sertçe, acı veriyordu ama zevk veriyordu da. Rolümüz derinleşti; ben onun itaatkar sekreteriydim, o patronu cezalandırıyordu. ‘Diz çök,’ emretti, pantolonunu indirdi. Sikini çıkardı, kalın ve damarlı, başı şişmiş. ‘Em onu, anlaşmayı imzalamak istiyorsan.’ Dizlerimin üstüne çöktüm, bağlı ellerimle dengesizdim, ama ağzımı açtım, sikini yaladım. Tuzlu tadı dilime yayıldı, emdim, boğazıma kadar aldım. O saçlarımı tuttu, başımı ileri geri itti, sikini ağzıma sokup çıkardı. ‘Daha derin, kaltak! İyi em, yoksa anlaşma iptal.’ Boğuluyordum ama durmadım, tükürüklerim çeneme akıyordu. Beni ayağa kaldırdı, masaya yatırdı, eteğimi sıyırdı. Külotumu yırttı, amımı ortaya çıkardı. ‘Şimdi seni cezalandıracağım, sadık karı.’ Sikini amımın dudaklarına sürttü, ıslaklığımı hissetti, sonra tek hamlede soktu. Sertçe, derinlere kadar. ‘Ahhh! Patron, çok büyük!’ diye çığlık attım, acıyla karışık zevk içimi doldurdu. Pompalamaya başladı, her vuruşunda masayı sarsıyordu. Göğüslerimi yine sıktı, emziklerimi çimdikledi. ‘Teslim ol bana, Aysel. Kocan bunu bilse ne yapar?’ diye sordu, gülerken daha sert sikti.
